Amerikan hukukunda doğmuş ve gelişmiş olan “Leasing”in kelime olarak karşılığı “kira”dır. leasing ilişkisinin esası, malın mülkiyet hakkı ile ekonomik işe yararlığını birbirinden ayırmakta yatar. Böylece girişimciye, sadece malın ekonomik işe yararlılığı tahsis edilmekte ve o, mülkiyet hakkının doğurduğu finansman yüklerinden kurtulmuş olmaktadır.

Türkiye’de ancak çok sınırlı bir biçimde 1977’li yıllarda tanınmaya başlanmış, kurumun ülkemizde kendini göstermesi faiz düzenini reddeden Arap ülkeleri ile ekonomik ilişkileri yoğunlaştırma çabasının artmasıyla mümkün olmuştur. Faize dayalı kredi sistemi ile çalışmak istemeyen Arap ülkeleri ile ilişkinin ancak bu yolla kurulabileceği düşünülmüştür.

Sonuç olarak; 10.06.1985 tarihinde 3226 sayılı “Finansal Kiralama Kanunu” adı altında, sözleşmenin hukuki yapısını , tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini ve buna uygulanacak teşvik önlemlerini düzenleyen bir kanun çıkartılmıştır.

Leasing ya da finansal kiralama, bir yatırım malının mülkiyeti leasing şirketinde kalarak, belirli bir kira karşılığında, kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve yapılan sözleşmede belirlenen değer üzerinden sözleşme süresi sonunda mülkiyetin kiracıya geçmesini sağlayan çağdaş bir finansman yöntemidir.

Finansal Kiralama Kanunu’na göre “Finansal Kiralama Sözleşmesi” , kiralayanın (lessor), kiracının (lessee) talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre feshedilmemek şartı ile kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşmedir. Leasing temelde bir orta vadeli kredi işlemidir. Alışılmış kredi ilişkisinden farkı, kredinin kiracıya nakit olarak verilmemesidir. Kiracı, işinde kullanmak üzere almak istediği sabit kıymeti seçer ve leasing şirketinden bu işlem için kendisine kredi tahsis edilmesi talebinde bulunur.

 Leasing şirketi tahsis ettiği krediyi kiracının seçtiği malın alımında kullanır.
Leasing şirketi satın aldığı sabit kıymeti kiracının kullanımına tahsis eder. Kiracı leasing yöntemiyle kiralamış olduğu sabit kıymet için leasing şirketine aralarındaki sözleşme ile belirlenmiş kiraları öder. Finansal kiralama sözleşmeleri 3326 sayılı Finansal Kiralama Kanunu gereği 4 yıldan kısa süreli olamaz. Ancak Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen bazı sabit kıymetler için süre 2 yıla kadar kısaltılabilir. Sözleşme süresi sonunda sabit kıymet finansal kiralama sözleşmesinde belirtilen sembolik bir bedel karşılığında kiracıya devredilir.
Leasing’de genel olarak hukuki işlem yapmaya yetkili her türlü kişi ve kuruluş kiracı olabilir, buna göre, her türlü şahıs firmaları, her türlü ortaklıklar, serbest meslek mensupları kiracı olabilirler.

 
Benzer Yazılar:
Mrp ve Aşamaları…
İhracat
HACCP Nedir?

Yorum Yapın